31 Ekim 2009 Cumartesi

into the wild..

tabiki "into the wild".. üzerine sözmü var..izle!

30 Ekim 2009 Cuma

pearl jam..


eksiksiz full albüm..dinle

kadınım..

http://www.dailymotion.com/video/x9uhif_le-vent-nous-portera-noir-desir_music

s.y

sadece yaşa!

s.y.h.i.z.v

sevgiyle yapılan hiç birşey insana zarar vermez..

hakikat,

yolları olmayan bir ülkedir..
k.murti

a.a.i.p.d.

açlığa alışabilir insan peki ya deliliğe alışabilirmi..

29 Ekim 2009 Perşembe

b.s.k.b

beni sevmeye kanatlarımdan başla..

28 Ekim 2009 Çarşamba

gerçekten bir kısa film..

http://vimeo.com/3959597

"gerçekten fazlası değil" ülkemizde de gerçekten kısa film çekilebilryomuş dedirten şahane filmlerin başında yer alıyor..izle..

mollotof

üzgün olma kızgın ol!!
daha ne denir ki?

www.mollotof.com

b.o.a

boşver, olmayanı arama..

27 Ekim 2009 Salı

y.p

yalnızlık paylaşılmaz...

rüzgar..

kanatlarımda rüzgar, kalbimdeyse aşk var..

gece..

gece,
inanilmayan bir dinin ebedi misyoneri gibi,
bekleyenin gormesi icin..

26 Ekim 2009 Pazartesi

insan neyle yaşar?

.........ahlak. sence?

N/T

nip tuck kafası.. çok acaip, ama uzak değil.. etrafına bak, ama dikkatle.

Bilginin mülkiyetsizliği..

Bilgi günümüz toplumunun sosyo ekonomik yapısının temel taşı haline getirildi. Çünkü bilgi eşittir para olmuştur. Bilgi tüm yapısıyla paranın ve buna bağlı olarak da sosyal statünün adeta yakıtı. Artık bilgi olmadan ve olan bilgiyi satmadan hayatta kalma şansı neredeyse imkansız hale gelmiş ve tıpkı evrim teorisinde ki hayvanlar gibi güçlü olmak soyunu devam ettirmek için bilgiyi bir araç haline getirmiş bulunmaktayız. Artık bilgi paranın önüne geçmiş ve know-how gibi kavramlar ortaya çıkmıştır. Bu kavram kısaca parayı kazandıran üretim, arge vb gibi spesifik bilgiler bütünüdür. İşte bilgi, bu durumu itibariyle artık asıl amacı olan insanlığı –ki platonun mağarasından beri- daha ileri ve ahlaklı bir düzeye taşıma ediminden, geri dönüşümü olmayacak şekilde uzaklaşmış hatta tam aksi yönde hizmet eder hale gelmiştir. Artık bilgi rekabetin ve gücün yegane temsilidir. Ve ne yazık ki bu, sanat üretiminde ve daha kötüsü eğitiminde de diğer alanlar da olduğu gibi paylaşımdan uzak ve rekabet gücünü korumak amacına hizmet etmektedir.........

GFF

premetüre bebek. küvezde hala!

?

yazmak, için çokmu geç?!

olci..

sevemedim ben bu günü
sevemedim başından
göremedim geçtiğini
yanıbaşımdan
her yanımdan

gelemedim ben oyuna
gelemedim yaşımdan
kovaladım sevdiğimi
yanıbaşımdan
her yanımdan

yaşamadım ben bu günü
yaşamadım inadımdan
göremedim geçtiğini
yanıbaşımdan
her yanımdan


ellerin uzanmasın
uzak dursun dedim
sakın dokunmasın
hayal ettiklerim bana yakışmasın
inancım yok benim

midas

yağmur altında 500 m kablo,
yutulan benzin,
ağzı dolduran küfürler,
matkap sesi,
kaç lümen?,
yardıma gelen ama yük olanlar,
derse yetişecekler abi,
rus edebiyatı,
netmi?,
kablo!kabloya bakın..

http://vimeo.com/6540973

zen ve motorsiklet bakım sanatı

20 sayfaya yakın "nitelik" üzerine bir tartışma.bence oku.

d'agata



Antoine D agata

"Fotoğrafın Kara Çocuğu"

1961 marsilya doğumlu fotoğrafçı,20 li yaşlarına geldiğinde 10 yıllık bir dünya turuna çıkar.Ve turunun son durağı olan amerikada fotoğrafçı bir arkadaşı vardır ve fotoğrafla onun sayesinde tanışır.Zamanla fotoğraf makinesiyle daha fazla haşır neşir olur.Arkadaşının da yardımıyla Magnum'un Newyork ofisinde bir iş bulur ve çalışmaya başlar.Bu iş onun fotoğrafa daha fazla yönelmesini, bir çok iyi fotoğrafçıyla tanışmasını sağlar.Kendi deyimiyle bu üstatlar dan fotoğraf adına çok fazla şey öğrenmiştir bu süreçte.Daha sonra İCP ye kabul edilen D'agata yaşının fazlalığı ve direk kabulü sebebiyle bir anlamda denek bir öğrenci olmuştur ICP için.Burada kendi fotoğraf stilinin de yaratıcılarından ve benzer bir yaşama sahip olan Nan Goldinle tanışır ve ondan dersler alır.ICP deki eğitimin tamamladıktan sonra fransaya döner ve burada fotoğrafçı olarak çalışmaya başlar.

D'agata'nın yaşam tarzı fotoğrafçı olmadan önce,sonra ve şimdi de hiç değişikliğe uğramadan devam etmektedir.Ve bu yaşam tarzı onun fotoğraf stilinin en büyük belirleyicisidir.Sürekli gece yaşayan,büyüdüğü kentinde karakteristiği olan terkedilmiş,dışlanmış ve toplumun en dibinde bir hayat sürmektedir.Uyuşturucu,alkol ve sex'in yaşamın kaynağı olduğu bir yer.Bunun tezadı olacak kadar da entellektüel kesimden arkadaşları da vardır.Yazarlar,ressamlar,sinemacılar vs..Profesyonel bir fotoğrafçı olması bile onu bu yaşam tarzından uzaklaştırmamış aksine fotoğrafı yaşam tarzına yaklaştırmış,adeta içine sokmuştur.Bu görece acı,şiddet ve keder dolu vizyon stilinin,non perfeksiyonist yaklaşımının üstün kullanımıyla doruğa ulaşmıştır.Seyirciye aktardığı her fotoğraf ,içinde barındırdığı, çoğumuza uzak-yabancı an'lar, fotoğrafın biçimi sayesinde bizi daha fazla esir alır hale getirilmiştir.D'agata kesinlikle fotoğrafın nasıl çekileceğini bilen bir fotoğrafçıdır.Ve kendi bireysel gerçekliği üzerinden evrensel gerçekliği,dünyaya ait olan tüm durumları saptamaktadır.


Fransaya yerleştikten sonra daha çok galeri mantığına yakın çalışan içinde Ackerman gibi çok iyi fotoğrafçılarında yer aldığı Fransa’nın bilinen ajanslarından olan Agency vu'ye katılır ve ajans için işler yapar.Bu işlerden ilki Filistin’de çalışmaktır.Orada belirli bir süre kalan D'agata kendi fotoğraf stilinin dışında,fotojurnalistik fotoğraflar çeker.Ve bize aslında fotoğraf makinesini ne kadar iyi kullandığını gösterir.Çektiği fotoğraflar ve seçimleri onun sinemasal diline çok yakın fakat genel stilinden farklı olarak klasik haber fotoğraflarıdır.Daha sonra Vu için Marsilya’daki kentsel donuşumu fotoğraflanması istenir.Orada yaşayan insanları bir stüdyoda çeker ve onları fotomontaj tekniğiyle, yıkılacak olan binaların önünde ve yanında gösterecek şekilde kurgular.Burada Marsilya şehrinin insanlar üzerindeki etkisi ve şehir-insan arasındaki kuvvetli bağa işaret etmektedir.Yıkılacak olan binalar değildir sadece,tüm geçmiş,bellek ve o insanları oluşturan bir çok şey.Bu süreç içinde dünyayı gezmeye ve yaşamsal deneyimlerini fotoğraflamaya devam etmektedir.Güney Amerika’dan Rusya’ya kadar bir çok ülkeyi gezmiştir.Ve bu ülkeler de en sık ziyaret ettiği yerler genelde hep aynıdır.Karanlık izbe sokaklar,meyhaneler,genelevler,kötü oteller vb. Uyuşturucu, sex seyahatinin ve deneyimlerinin değişmezidir.Bu deneyimlerinden çıkan fotoğraflarından bir kitap yayınlar.Mala Noche 98 basımlı ilk kitabıdır.Robert Frank,Eugune Richards gibi gezgin bir fotoğrafçı olan D'agata Mala Noche'de(kara gece) ağırlıklı olarak Meksika ve orta Amerika’daki fotoğraflarından bir seri yapmıştır.Sert ve yoğun bir kadrajlama,içindeki şiddetin bir dışavuruluşudur.Bu şiddet acımazlığın değil aksine duyarlılığın sonucu olan bir şiddettir.Sonraki kitabı Hometown isminden de anlaşılacağı gibi daha fazla otobiyografik doneler taşıyan bir eserdir.Marsilya’da çekilen fotoğraflarda,seyirciyi mahremiyetine daha fazla sokmakta, belge ve öznellik arasındaki kirli ilişkide gezinmektedir.Daha sonraki kitabı Insomnia onun geceyle olan ilişkisinin kitaplaşmasıdır.Uykusuzluğun ve gecenin yaşamı içinde konumunu belirlemektedir.O konum gecenin en karanlık noktasıdır.Daha sonra Vortex ve Stigma adıyla ki kitap daha yayınlar.Stilinde pek bir değişiklik yoktur, kitaplarında bazı fotoğraflar ortaktır.Çünkü bu kitaplar onun hikayesinin sadece parçalarıdır. Bu süreç içinde Vu'den ayrılır ve Magnum'a başvurur.Artık tanınan ve bilinen bir fotoğrafçı olmuştur.İşleri dünyanın bir çok yerinde sergilenmekte ve baskıları satılmaktadır.2004 de Magnum’a yedek üye 2008 de asil üye olur.Bu Magnum'unda Martin Parr'dan sonraki değişik vizyona sahip fotoğrafçılara açılma yollarından biridir.Magnum'da artık gelenekçi ve klasik yapısından yavaş yavaş uzaklaşmaya başlamış yeni vizyonlara şans vermiştir.Bu 3.kuşak Magnumcular,Magnum’un son dönem temsilcileridir.

Son zamanlarda sinemayla da fazlaca haşır neşir olmaya başlamıştır. Le Ventre du Monde adıyla bir kısa film ve Aka Ana adıyla birde uzun metraj bir film çekmiştir.Ayrıca A Lost Man adıyla hayatının anlatıldığı bir sinema filmi de çekilmiştir.

D'agata fotoğraf da bireysel gerçeklik akımının en büyük ve iddialı temsilcilerinden biridir.Kendi gerçekliği üzerinden dünyayı tanımlama çabası,onun çoğu zaman fotoğrafçı-fotoğraflanan arasındaki sınırda kaybolmasına sebep olmuştur.Bir çok fotoğrafçının aksine o fotoğrafladığı mekanlarda,fotoğrafladığı insanlar gibi yaşamaktadır.Onu onlardan ayıran belki de ayırmayan şey fotoğraftır.Mahremiyetle kurduğu ilişki, bize fotoğraflarında sunduklarıyla kendini açıkça göstermiştir.Mahremiyetle mahremiyetsizce bir ilişki halindedir.Biz her şeyi onun gözünden değil onun bilinç ve bilinç altından izlemekteyiz.


http://www.magnumphotos.com/Archive/C.aspx?VP=XSpecific_MAG.PhotographerDetail_VPage&l1=0&pid=2K7O3R14QKXR&nm=Antoine%20D%27Agata

........

ölüm ve doğum arasında, o bilinmeyen bölgedeyim..